Gaziantep’in kalbinde başlayan mutfak tutkusunun hikayesi
Beylerbeyi Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, okulun modern endüstriyel mutfağında haftanın beş günü yoğun pratiklerle kendilerini geliştiriyor. Bu süreç, yalnızca teknik becerileri öğrenmekten ibaret değil; aynı zamanda topluma hizmet odaklı bir mutfak kültürü oluşturuyor. Öğrenciler, öğretmenlerinin gözetiminde erken saatlerde mutfağa girerek çeşitli lezzetler yaratıyor ve özellikle Ramazan ayında ihtiyaç sahiplerine ulaşan yemekler hazırlıyorlar. Hazırlanan menüler, Gaziantep sınırlarını aşarak Kilis ve Kahramanmaraş’a da uzanıyor, bu da paylaşılan değerin coğrafyasını genişletiyor.

Okulun müdürü Adem Kurt, 70 öğrencilik bir ekipten söz ederken bölümün dinamik yapısına vurgu yapıyor: “Öğrencilerimizin 40’ı kız, 30’u erkek ve hepsi işletmede uygulamalı eğitim alıyor.”

Bu pratikler, öğrencilerin mesleki becerilerini hızla geliştirmelerini sağlarken, yaşamlarını da güçlendiriyor. Öğrenciler, aldıkları ücretle ailelerine destek oluyor ve topluma dönüştürülebilir bir beceri seti kazanıyorlar. Üretilen yemekler, çeşitli kurumlara dağıtılıyor ve üç farklı çeşit olarak hazırlık süreçleri sürüyor.
Öğrencilerin vizyonu ve gelecek hedefleri
Kurt, Ramazan döneminde Gaziantep, Kilis ve Kahramanmaraş’ta toplam 2 bin 500 kişiye çadır yemekleri verildiğini, kalan payın taşımalı okullara ve ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını ifade ediyor. “Öğrenciler yemek hazırlama işini büyük bir istekle yapıyor” diyen Kurt, bu deneyimin mezuniyet sonrası iş bulma konusunda net bir güven verdiğini belirtiyor. Okul, farklı firmalarla kurduğu işbirlikleriyle kariyer desteği sağlıyor ve şu an hepsi kendi alanlarında başarıyla çalışıyor.

10. sınıf öğrencisi Emine Atay, aşçılık ve yemek pişirme tekniklerini öğrenmenin mutluluğunu şu sözlerle paylaşıyor: “Burada pilav yapıp et doğruyoruz, pasta hazırlıyoruz ve sulu yemekler pişiriyoruz. Yaptıklarımızı iftar çadırlarına gönderiyoruz; bunun için çok mutluyum. Mezun olduktan sonra otellerde aşçı olarak çalışmayı hayal ediyorum.” 12. sınıf öğrencisi Ecrin Durmuş da uzun zamandır aşçılığı hayal ettiğini ve hocaları sayesinde kendini geliştirdiğini söylüyor: “Birçok yemeği yapabiliyoruz ve şu anda iftar çadırlarına yemekler hazırlıyoruz.”

Pratik döngü ve toplumsal değerler
Okulun mutfak pratiği yalnızca teknik beceri kazanımıyla sınırlı değil; etik değerler ve toplumsal sorumluluk da bu süreçte ön planda. Öğrenciler, erken saatlerde mutfağa girerek disiplinli bir çalışma düzenine alışıyor ve ekip çalışmasının gücünü deneyimleyerek özgüvenlerini artırıyorlar. Ayrıca, üretim-katılım yaklaşımıyla mezuniyet sonrası kariyer kapılarını aralayan bir yol haritası oluşturuyorlar. Bu deneyim, sadece kişisel gelişimi güçlendirmekle kalmıyor; aynı zamanda yerel ekonomiye destek veren bir hareketin parçası haline geliyor.

Çeşitli lezzetlerin paylaşımı ve lojistik etkisi
Yemekler, sadece Gaziantep’e değil, Kilis ve Kahramanmaraş’a da ulaştırılarak geniş bir coğrafyada paylaşım sağlanıyor. Bu durum, kamu kurumları ve farklı sivil toplum kuruluşları ile sürdürülen işbirliğinin bir göstergesi. Öğrenciler, iftar öncesi ve sonrasında yapılan hazırlıklar ile toplumun ihtiyaçlarını hızlı ve etkili bir şekilde karşılayabiliyorlar. Lojistik ve dağıtım süreci, planlama, zaman yönetimi ve kalite kontrol gibi becerilerin pratiğe dönüştürülmesini sağlıyor.

Gelecek için somut adımlar
Okul, kariyer desteği ve iş birlikleri aracılığıyla öğrencilerin mezun olduktan sonra iş bulmasını veya kendi işletmesini kurmasını hedefliyor. Böylece, okul-öğrenci işbirliği, her iki taraf için de sürdürülebilir bir değer zinciri oluşturuyor. Öğrenciler, eşsiz deneyimleriyle uzmanlık alanında yetkinleşiyor ve sektörde güvenilir birer profesyonel olarak öne çıkıyorlar. Bu süreç, gençlerin sadece mutfak becerilerini geliştirmekle kalmıyor, aynı zamanda liderlik, iletişim ve problem çözme gibi temel yetkinlikleri de pekiştiriyor.

İlk yorum yapan olun